Aziz ve Muhterem Müslümanlar!
Her şeyin bir esası ve bir temeli olduğu gibi, milletleri teşkil
eden cemiyetin temeli de ailedir. Hazreti Adem Aleyhisselam ve Hazreti Havva
validemizle cennette başlayan aile hayatı, Allah’ın takdir ettiği evlilik
kanunu ile ademoğullarına intikal etmiş, İslâm dini ile ebedileşmiştir.
Gerçekten İslâm dini, koyduğu kaidelerle aile hayatına cennet huzuru ve
daimi bir baharın seması olmuştur.
İdrak sahipleri için Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:
“Kaynaşmanız için size kendi
(cinsi) nizden eşler yaratıp aranızda muhabbet ve merhamet te’sis etmesi
O’nun ayetlerindendir. Doğrusu bunda iyi düşünen zümre için muhakkak ki
ibretler vardır.”
Peygamber Efendimiz, Hazreti Muhammed (SAV), ailenin kuruluşundaki bu
kaynaşmayı sağlayan nikâhın nasıl yapılması gerektiğini şöyle açıklıyor:
“Nikâhı ilân edin ve
mescitte yapın ve tef çalın.”
Her işini besmeleyle, duayla yapan biz müslümanlar, Allah’ın
emri, Peygamberin kavli ile oğlumuza kız isterken, bir hoca efendiye dua
ettirip, hayırlı ve mübarek olmasını isterken, ardından İslâm’a ve
Kur’an’a aykırı bir şeyler yapıyor muyuz?
Peygamber Efendimiz “Nikâh
benim sünnetimdir. Benim sünnetimi uygulamayan benden değildir. Evleniniz!
Ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla kıvanç duyuyorum.”
Peki, bizim sünnet ve düğün merasimlerimiz ne kadar İslâm’a
uyuyor? Bize “Sen müslüman mısın?”
diye soru sorulsa, bu soruyu sorana bile kızarız. Elbette, “Elhamdülilâh müslümanız” deriz.
O zaman düğünlerimiz de müslümana yakışır olmalıdır.
İslâmi düğünlerimizi nasıl yapalım sorusuna gelince:
Sevinçli, mutlu günlerde eğlenmek, neşelenmek müslümanın en
tabii hakkıdır. Fakat eğlenmenin de bir usulü ve adabı vardır. Kadın
erkek karşılıklı mahremiyet ölçülerine uyulmadan yapılan eğlence, sazlı-sözlü
karışık düğünler İslâmi değildir. Peki nasıl yapalım ki İslâmi
olsun?
1. Kadınlar ayrı bir yerde, kadın kadına eğlenmelidir. Özellikle
bahçesi olan kimseler kadınlar için burada düğününü yaparken, erkekler
de ayrı bir yerde erkek erkeğe eğlenmelidir.
2. Nikâh ilân edilmeli ve camilerde kıyılmalıdır.
3. Düğünlerde zengin ve fakir ayırımı gözetilmeksizin düğün
yemeğine katılım sağlanmalıdır.
Hayırlı bir iş olan
evlenme ve sünnet merasimlerini, Kur’an’la, vaazü nasihatla, mevlüt
okuyarak dualarla, yaptığımız takdirde Cenab-ı Allah’ın rızasını
kazanmış oluruz.
Muhterem Mü’minler!
Madem ki müslümanız, o zaman müslümanlığımızı ispat edeceğiz.
Hem müslüman olduğumuzu söyleyeceğiz, hem de İslâm’a aykırı düğün
yapacağız. Hem sazlı-cazlı, kadınlı-erkekli karışık düğün yapacağız.
Hem de arkasından ertesi gün hocaları
çağırıp mevlüt okutacağız. Niçin başladığımız gibi bitirmiyoruz? Niçin
hem ondan hem bundan vazgeçmiyoruz. Niye mi? İçimizdeki sağduyu bir yerde
hata yaptığımızı haber veriyor. Onun için önce yaptığımız yanlıştan
vazgeçeceğiz.
Müslümanlığımızı ispat edeceğiz. Nasıl? Düğünlerimizle
derneklerimizle... Başka... Camide beş vakit namazlarımızı cemaatle kılarak...
Başka... İnsanlara iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirmekle... Başka...
Yarım yamalak, gelenek ve görenek müslümanlığını, adet müslümanlığını
terkedip, gerçek müslümanlığı seçerek ve yaşayarak...
Allah’ın rızasını gözeterek tertip edilen düğünleri yapalım
ki, hem dünyada hem de ahirette huzur bulalım.
Hutbeme bir ayeti kerime meâli ile son vermek istiyorum:
“Ey iman edenler! Kendinizi ve
ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”