İslam dini, sayacağım beş şeyi korumayı hedef almıştır. Bu beş
şeyin korunması istemiş ve emretmiştir.
1.
Aklı Koruma, 2. Nesli Koruma, 3. Dini Koruma, 4. Nefsi (Canı) Koruma, 5. Malı
Koruma.
Bu sayılan beş hususun korunması itibariyle insan varlığının
korunmasıdır. Hayatın devamı ve saygın olan insan unsurunun saygınlığını
korunmasını; bunlara bağlı olarak görmüştür.
Hutbemin başında okumuş olduğum ayet-i kerimede Cenab-ı Allah şöyle
buyuruyor:
“Ey iman edenler! İçki,
kumar, dikili taşlar, kısmet, ok ve zarları (piyango) şeytanın işinden
birer pisliktir. Bunlardan kaçınınız ki, kurtuluşa eresiniz.”
Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa (SAV) de bir hadis-i şeriflerinde
şöyle buyuruyor:
“Sarhoşluk veren her şey şaraptır.
Ve her şarap da (içki de) haramdır.”
İslam dini korunması gereken beş şeyden biri olan aklın korunmasına
özellikle içkiyi yasaklayarak başlamıştır.
Allah’ın çeşitli nimetlerinden istifade etmekteyiz. Sayısız
nimetler arasında birkaç maddenin haram olduğunu düşündüğümüz zaman,
bu haram olanların da insanlığın sıhhat ve sağlığı için haram kılındığını
rahatça anlayabiliriz.
İnsan sağlığına zararı, toplum hayatına verdiği ızdırabı
dolayısıyla haram kılınan maddelerden biri de içkidir. Yıllardır lehine
bir tek kelime dahi söylenmemiş olan içkinin yuvaları yıktığı, nesilleri
bozduğu herkes tarafından bilinmektedir. Yüce Peygamberimizin her fenalığın
anası olarak nitelendirdiği içkinin insanı dünya ve ahirette rezil rüsvay ettiği bir gerçektir.
Allah’ın nimetleri o kadar çok, alanı o kadar geniştir ki içkiye
gerek bırakmayacak çeşitli nimetler içinde yüzülmektedir.
İçki içenlerin yanına bir deli gelir. Masadakiler deliye bir kadeh
uzatırlar. Deli, kadehtekine bakarak düşünmeye başlayınca:
-
Ne düşünüyorsun? İç, denince, deli şu cevabı verir:
-
Sen bunu benim gibi olmak için içiyorsun. Ben kimin gibi
olmak için içeyim, diye düşünüyorum.
İşte en güzel cevap: Kim gibi olmak için içiliyor?
Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (SAV)
bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
“Sizden biriniz bir kötülük
gördüğü zaman onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin.
Buna da gücü yetmezse kalben buğz etsin, nefret etsin. Buna da imanın en zayıfıdır.”
Sonuç olarak şunu belirtelim ki; toplum inançlı, ruhen ve bedenen sıhhatli
ve dinamik gençlerle ayakta durur. Fikren ve bedenen olgun bir nesil bir
milletin en sağlam dayanağıdır. Beyni uyuşturulmuş, böylece enerji ve gençlik
heyecanı, hizmet gayret ve azmini yitirmiş bir nesil ise o milletin yok
edilmesi demektir.
Şu halde Aziz Müslümanlar!
Nefse uymaktan sakınalım. Allah’ın ve Peygamberin emirlerine uyalım.
Emirleri ışığında dünyamıza renk katalım. İçki ve uyuşturucu gibi
zararlı şeyleri kullanmamakla birlikte kullananları uyaralım. Kötülükten
uzak, haramlardan arınmış tertemiz, örnek bir cemiyet oluşturalım.
(Bu
hutbe, 25.07.1997 Cuma günü Malatya Pütürge İlçe Müftüsü iken, Merkez
Taşbaşı Camiinde tarafımdan okunmuştur)