|
Sevinçle katılır
seminerlere...
Hac
ibadeti, maddi olduğu kadar, manevi yönü ağır basan bir ibadettir. Hacca
gitmeyi arzu eden hacı adaylarının, yaklaşık altı ay önceden hazırlıkları
başlar. Önce ön kayıt, arkasından fazla başvuru olduğu takdirde kura
heyecanını en derinden hissederek yaşarlar. Kura çekilişinde adını
duyanların sevinç gözyaşlarını görmek gerekir.
İl
Müftülüklerinin hazırlamış olduğu hac seminerlerinde hacı adayları,
temel hac bilgilerini öğrenirken, orada olması gereken kuralları da
dikkatlice dinlerler. Kendilerine mübarek olsun diyerek ziyarete gelenler, hele
bir de daha önce hacca gitmişlerse, edindiği tecrübeleri yeni hacı adayına
büyük bir zevkle anlatırlar. Kimisinin ak dediğine, diğeri kara demiştir.
Olsun, bir kere o da mübarek yerleri görecektir.
Seminerlerde,
hac ile ilgili terimler, kitabi bilgiler, vaaz şeklinde hacılara anlatılır.
Bağlı bulunduğu ilin en büyük camisinde, tam orta yerde bir Kabe maketi
vardır. Şaşkın şaşkın bakar hacılar. Görevliler anlatır. Hacer-i Esved
burası, mültezem burası, hıcr burası, rükn-ü yemanî, altınoluk burası...
diye söylerler. Hacer-i Esved’in bulunduğu yerden istilam yapılacak. Tavafa
buradan başlanacak diye. Tavaftan sonra mümkünse Makam-ı İbrahim’in arkasında
iki rekat namaz kılınacaktır. Mümkünse kelimesini üzerine basa basa söyler
görevliler.
2001
yılında din görevlisi olarak şahit olduğum bir hadiseyi sizlerle paylaşmak
istedim. Hacer-i Esved’i öpemedim. Ama kadın olduğu halde, Hacer-i
Esved’i öpmek için çaba sarfeden kadınları görünce çok şaşırdım.
Hele bir de tavafını tamamlayıp Makam-ı İbrahim’de namaz kılmak için
yol kesen, tavafının akış hızını engelleyenleri görünce, bu kimselere
hakaret edenleri gördüm. Atalarımız ne güzel söylemişler “Kaç sevaptan
girme günaha”. Yani sevap işleyeceğim diye, arkadan gelen kafilelerin hızını
kesen, hanımı namaz kılsın, sevap alsın diye etrafında pervane olan
beyler...
Böyle
bir durum ile karşı karşıya kalmış bir durumda, onları hayretle
seyrederken, biraz da kızarken bir ses duydum. Makam-ı İbrahim’de namaz kılanları
kastederek bir Türk hacımız şöyle diyordu: “CENNET GARANTİ, CENNET
GARANTİ”
İşte
bu söz, bu yazının ilham kaynağı oldu. Hani bir yarışma programı vardı?
Sonunda “mi acaba, mı acaba?” Şimdi şu soruyu sormak gerekmez mi? Tavaf
esnasında insanlara eziyet eden, tavafın akış hızını yavaşlatan, sıkışmalara,
ezilmelere ve hatta ölümlere bile neden olabilecek bu davranışlarda
bulunanlar doğru mu yapıyorlar, yoksa yanlış mı? İşte “CENNET GARANTİ,
CENNET GARANTİ” diye seslenen hacımızın bu anlam dolu sözlerine hak
vermemek mümkün mü?
Hacca
giden tüm dünya müslümanlarının bu konularda daha hassas olma dilek ve
temennisiyle, 2001 yılında hac vazifesini yerine getirenlerin haclarının
kabul olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.
|
|